30 Temmuz 2007 Pazartesi

Ya Sen Gel Ya Da Gel De

Sevgili.

Yağmurlu geçen günlerde, penceremden sokağı izlerken kendimi zor tutardım ıslanmamak, sokakta, yağmur altında durmamak için. Dışarı çıkmayı iple çekerdim. Pencereyi açtığımda toprak kokusu dolardı odama ve o koku beni benden ederdi. Şimdi dışarıdayım ama yağmurlar dindi ve güneşi kucakladım. İşte o pencerenin önünde hissediyorum şimdi yine kendimi. Pencere kapalı ve toprak kokusunu alamıyorum. Oysa ne güzeldir onun kokusu. Onunla olamasan bile onun kokusunu duyabilmenin güzelliği ve o kokunun seninle olduğunu bilme hissi ve ne kadar acı ona ulaşamamak. Ben dışarıdayım şimdi ama kaçırdım onun güzelliğini. Dinmiş yağmurlar ve geç kalmışlığın, kaybetmiş olmanın hüznü içindeyim. Biryerlerde toprak kokusu var ama o koku benden çok uzaklarda..

Okuduğum kitabın ayıracına Ya sen gel. Yada gel de! yazısını yazdım.. Bu sözü ne çok kullandım ve ne çok duydum, ama son duyuşum galiba beni en çok yaralayan oldu. Sana yalvarırım dost, bu cümleyi kimseye kullanma, acı veriyor. peki neden yazdın? mağdem acı veriyorsa yazmasaydın? diyeceksin ama acı bazen iyidir ya da ben yine kendimi kandırıyorum.

Şimdilik benden bu kadar.Hayat yazıyla anlatılamayacak ve sözcüklere dökülemeyecek kadar güzel. Yağmurların hep üzerimde ve kokun burnumda olsun..ıslat beni..ıslah et beni!

Sevgimle

Biz Aşkın Kalbini Kırdık

Küçücük bir uzaklığa takıldı ayaklarımız.
Yüzüstü kapaklandık yere. Kalplerimiz kanadı...
Bayırlardan geçtik, yokuşlar indik, dağ-tepe seğirttik ama biz seninle düz yolda yürüyemedik.
Alt tarafı gün batımı birkaç yalnız yürüyüştü mızmızlandığımız...

Alt tarafı, geceleri pencereden buruk bir gülümsemeydi yıldızımıza, böyle zorlandığımız...

Ve tökezledik, düşmek istedik.

Biz gizliden gizliye bu uzaklığı sevdik galiba.

Kapımızı vurmuş ta duymadık aşkı. Kim bilir ne kadar beklettik.
Belki soğuktu üşüdü, kalkıp açmadık...
Biz kapımıza gelmiş aşkın kalbini kırdık.

Yaş Otuzbeş

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yasa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne donup duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

Neylesin olum herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.

Sevgiliye Sesleniş

Ah bir söyliye bilsem sana
Seni ne çok sevdiğimi
Uzanıp tutabilsem ellerini
Yüreğim yüreğine kavuşsa
Benden çok uzaklardasın sevdiğim
Sen içime çektiğim nefesim
Aldığım her solukta benimsin
Düşlerimde yalnız düşlerimdesin
Seni uzaktan sevmekte güzel
Bana uzakken sevgin bu kadar güzel
Ya benim olsan.. sevdiğim
O zaman bu yürek dayanırmı
Bu kadar büyük sevgiyi taşırmı
İçimden bir çığlık kopuyor
Kimsenin duymadığı bir çığlık
Seni seviyorum diyor seni seviyorum...
Hemde hiç kimsenin sevmediği
Sevemeyeceği kadar
Canımda can kadar
Bir gün kara toprak olana kadar
Bu yürek bu sevdayla kavrulur yanar..

Desem ki

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm Seni arıyorum.
Seni, Seni, Seni

Cahit Sıtkı Tarancı

Gitme Seni Özlerim

Azaltma baharları
İşletme bana aşk adına günahları
Fırtınalı bir gece gibi esme
Bu son kez, mi bakışın gözlerime
Bu son sözlerin, mi
Sen yüreğimden yol alırken
Silemem izlerini yıllarca.
Gitme seni özlerim....

İliklerime işliyerek esiyorsun.
Keskinliğin çaresizliğim oluyor.
Gitme sabahlarım güneşsiz olur.
Güneşine uzanamaz ince dallarım.
Acılar bedenimi ezer yoğurur.
Dayanmaz yüreğim korkular büyütür.
Uğruna ölecek kadar sevdiğimsin.
Gitme seni özlerim............

Ayrılık girdi, girecek kanıma.
Nasıl anlatırım yüreğimdeki yangınlara.
Ne derim düşen takvim yapraklarına.
Gitme seni şimdiden özledim.
Bittimi vadem doldumu.
Gülermisin şimdi gözümdeki yaşlara.
Gitme uğrunda verdiğim can hatrına.
Gitme seni özlerim...

Kollarında Can Vereyim

Bu senden son arzum
Son dileğim
Ne olur aşkım kollarında can vereyim


Bak bir ömür bitti bu son dileğim
Dön taşı ağlattı yaralı yüreğim

Denizde kaybolmuş bir sandal gibiyim
Seni sensin yaşadım öksüz mü öleyim


Bu senden son arzum
Son dileğim
Ne olur aşkım kollarında can vereyim

Seni Seviyorum

ne var sende...
bilmiyorum..
ama ben sende huzur buluyorum
seninle olmak seninle konuşmak
durup saatlerce gözlerine bakmak istiyorum
imkansız değilsin ama yanımda da yoksun
Yoruldum seni hayal etmekten
tatlı bir rüya bir düş gibisin
uzatsamda ellerinmi sana
dokunamıyorum...
bir yudum su gibisin
hayat veriyorsun bitkin gururuma
durduramıyorum, istemiyorumda aslında
büyü sen istediğin gibi
can kat bu hayatsız canıma
dalgalan istediğin gibi
bir rüzgar ol istedim
şefkatli ellerinle okşa saçlarımı usulca
aşk ol masal ol düş ol
denizim ol uçsuz bucaksız
seninle olayım günlerce
ne var sende ...
bilmiyorum..
ben bütün mutluluğumda sen ol istiyorum
hırçın bir sonbahar
alıp götürmesin seni benden
yoksa ben bu hayat oyununda kaybolurum
sokak, sokak her kaldırıma
cadde, cadde her rüzgara seni anlatırken
ben sensiz seni düşünmekten uyuyamıyorum
bir meltem ol ve dokun perdelerime
usulca gir penceremden
uyandırmadan senli rüyalarımdan beni
dokun tenime...
sıcaklığın varlığın yeter benim için
sebepsiz sorgusuz senin için ölmeme
ne var sende...
bilmiyorum...
ben galiba seni seviyorum....

Hayat Ne Garip ..
Yüreğim Daha Dün Özgürlüğüyle Sarhoştu ..
Şimdi Geçmiş Bir Suyun Karşısına ..
Ruhunun Hapsedildiği Kirli Bedenini Yıkayıp ..
Kaderine Razı Oluyordu ..
Hayat Çok Garip..
Ve#8230;
Ummadığım Oyunlarla Doluydu ..
Oysa Çocukluğum Sadece..
Kaderini Yaşıyordu...

Sen Hiç Aldatma Nolur

Artık aldanmak istemiyorum. Beni sevgilerinin ölümsüzlüğüne inandır, korkulardan, şüphelerden kurtar. Hiç aldanmamışların o engin iç rahatlığına hasretim. Ayıkla, arıt beni... Bütün insanlar aldanıyormuş, sürekli bir aldanmaymış yaşamak... Ne çıkar? Ben artık aldanmak istemiyorum ya! Sen ona bak... Onun için seni erişemeyeceğin bir yere çıkarmayacağım, olduğun gibi seviyorum seni. Olmanı istediğim gibi değil... Hiç olamayacağın gibi değil... Neredeysen orada dur... Nasılsan öyle kal...

Bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım seninle. Yanımda olduğun zamanlar nasıl apaydınlık oluyorum, nasıl içim huzurla doluyor, görmüyor musun? Gözlerimin derinliğine bakma; başın dönmesin... Gelecek günleri düşünme, korkma büyük hazlar yaşamaktan. Erişemeyeceğin hiç bir mutluluk yok. "Yaşadım" diyemeyeceğin hiç bir günün olmayacak benimle...

Hiç aldatma beni, hiç yalan söyleme... Bir gün aldatsan bile; aldandığımı senden öğrenmeliyim önce. O zaman ölsem de mutlu ölürüm, inan... Biraz da olsa inanmış ölürüm...

Aldanmak...

En büyük yıkıntısı iç dünyamızın...

Aldanmak...

Ses veren üç telimizden birinin kopması...

Aldanmak...

O en son fakat en kesin kabullendiğimiz gerçek...

Sen hiç aldatma ne olur!..

Yıkılışım da sevgim kadar büyüktür benim. Bırak, kalbimden ses veren bütün teller ben yaşadıkça sana inanmayı söylesin. Sana kayıtsız, şartsız inanmak olsun; bütün kazancım yaşamaktan. O zaman her şeye katlanırım. Korkulardan, endişelerden uzakta her saniye yaşadığımı bilirim. Çaresizlikler beni korktumaz. Şu aşağılık dünyanın hiç bir acısı seni sevmeyi unutturamaz bana artık.


İnanmak; seni düşündükçe söylediğim bir şarkı olmalı dudaklarımda...


İnanmak; gökyüzünün en karanlık zamanında bile görebileceğim bir yıldız olmalı...
Dağlardan, denizlerden esen serin rüzgarlar gibi, senden gelen bir şey olmalı inanmak. Kimi gün kalem olmalı parmaklarımda, kimi gün kulağımda musuki, gözlerimde ışık olmalı. İçtiğim suda, yediğim ekmekte sana tüm inanmanın tadını duymalıyım. Her sabah ilk ışık, sana inanarak yaşayacağım mutlu bir gün getirmeli bana. İşte o zaman yokluğuna bile dayanabilirim, özlemlerim daha derin bir anlam kazanır. Seni beklerken şüphelerin o kahredici zehiri ile, geciktiğin her saniye bir defa ölmem.


Artık aldınmak istemiyorum. Seni aldatmak zevkinden sonuna kadar mahrum edeceğim. Beni aldatmanın acısını da, sevincini de hiç tattırmayacağım sana. Çünkü, aldattığın zaman; yemin ediyorum yeryüzünde olmayacağım. İnanmışlığım ölüme kadar sürsün, bırak..

Yanımdayken Aradım Seni.

Sen varken de aradım seni,
yokluğunda olduğu gibi,
belki seversin diye beni,
çözmeye çalıştım seni....

karanlıkta aradım seni, korkmadan,
soğuk kaldırımlarda aradım, bıkmadan,
artık bıktım yokluğundan,
soruyorum seni, her tanıdığından....

sensizliği kaldıramam bilirsin,
bilirsin de nerdesin,
sen şu yarama tek çaremsin,
sen hergün ağlattığın yüreğimsin....

satırları senle doldurdum,
her geçene seni sordum,
hiçbir şeyden değil, sensizlikten yoruldum,
artık kalbime adını koydum...

Ölümüne Sevdim

Ben seni ölümüne sevdim
Hiç bir karşılık beklemeden
Yüreğimi,ömrümü verdim
Nazına,kahrına öf demeden
Her çileyi,hasreti çektim
Vuslatına ümidimi kesmeden..

SENDE VEFASIZ ÇIKTIN

Ben seni Çoktan unuttum
Çoktan sildim yüreğimden
Ezberlesemde adını
Düşmese dilimden
Neler çaldın neler
Bir bilsen ömrümden
Sende vefasız çıktın
Düştün benim gözümden..

Aşkıma Bir Şiir Yazdım

Geceler boyu bir ömür olsa,
Yüregimde sakli bir gizli var,
Sen sevsende sevmesende gönlüme gelmesende,
Kalbimin sesini duymasanda gözlerimin dilinden anlamasanda.
Yapamaz yasayamaz bu kalbim sensiz,
Ruhum kopar ucar gelir senin ellerine.
Yagmur gibi akar yillar senin hasretlinle acisi dinmek bilmez cekilmez,
Sevgilim senin adin bu kalbimden asla silinmez.
Dertler benim, cile benim, hayat senin, senin olsunda sevgilim, yeterki sen mesut ol benimle gel gel birgün biter elbette bu yol.
Kac kere sever insan...
söyle.
Yasamak ugruna ölmek bu olsa gerek,
Sevmek ugruna Aci cekmek bu olsa gerek,
Hayat ugruna Savasmak bu olsa gerek...
Acilara dalarak yasamini zehretme,
Sevemez benim gibi seni hic kimse
Kulak ver Kalp sesine baskasini dinleme,
Sevemez seni benim gibi hic kimse....
Gelinler Cennet kokar, cennetim olurmusun ???

Unutma ki

Sen uykusuzluk nedir bilir misin
Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı
Gözlerini tavana dikip Düşündüğün oldu mu bütün gece
Ve bütün bir gün Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç?
Gelmeyince Seni aramayınca Ölesiye ağladın mı?
Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların
Ona ait ne varsa Bir bir hatırladın mı
Sen günden güne erimeyi bilir misin
Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi
Bir teselli aramayı Issız parklarda, tenha sokaklarda
Ve bütün şehir uyurken uzaklarda Deli divane yollara düşüp Yaşlanmış bir köpek gibi
Eskimiş bir gömlek gibi Atılmışlığını hissettiğin oldu mu
Sevmekten Günler geceler boyunca yürümekten Elin, ayağın, kalbin yoruldu mu
Sen yalnızlığın acısını bilir misin
Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına
İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı
Bütün gururunu çiğneyip Sevdiğinin geçtiği yollarda
Bastığı toprakları eğilip öptün mü
Sen çaresizlik nedir bilir misin
Sen yokluk nedir gördün mü
Yanan başını Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden
Sen her gün bin defa öldün mü
Böyleyim diye ayıplama beni
Bir gün kendimi Sonsuzluğun koynuna bırakırsam
Yaralı ve yenik bir asker gibi
Darılma Unutma ki
Her seven adsız bir kahramandır
Unutma ki İnsan; sevebildiği kadar insandır.

Sana Öyle Alışmıştımki

Sana öyle alışmıştımki
Unutamadım yıllar geçsede
Gidişine üzüntü,kederden
Saçlarıma beyazlar düşsede
Yüreğim aşkına doymadan
Bedenim toprağa girsede..
Sana öyle alışmıştımki
Ekmeğimde,aşımda aradım
Hep bana uzak oldun
Sırlarımda,yüreğimde sakladım
Elimde solgun resimlerin
Ömrümü hayalinle harcadım..

TEK BULUŞMA NOKTAMIZ

Bilir misin ilk göz ağrım ve son sevdiğim
Seninle tek buluşma noktamız vardı.
Hiç düşündün mü?
Bir gün bütün insanları ortak yönlerine göre bir araya topladıklarında
İkimizin aynı kümede bulunması için ortak yönümüz ne olurdu?
Ben çok düşündüm ve tek buluşma noktamızı buldum.
Bütün konularda anlaşamaz tartışırdık
Tartıştığımız bütün konuların sonunda
Ortada ne kaybeden vardı nede kazanan vardı,
Hep berabere kalırdık.
Oysa birimizin kaybetmesi gerekmez miydi?
Bizi tanıyanlar
Ya da tanıdıklarını zannedenler
Berabere kalamazı kendilerince şöyle yorumluyorlardı:
Çok iyi, berabere kaldığınıza göre iyi anlaşıyorsunuz
Bence hiç iyi değil
Çünkü ikimiz de
Beraberliği sevmeyen,
Galibiyeti seven ve galibiyete oynayan iki futbol takamı gibiydik. Sen ki hep kazanmaya ve en iyisi olmaya çalışan,
Ben ise mağlubiyeti sevmeyen ve üstün gelmeye çalışandım.
Peki, ikimizden kaybedecek kim olacaktı?
Oysa ikimizden birinin kaybetmesi gerekmez miydi?
Ben hayalci biri, sen gerçekçi.
Ben aşırı kıskanç, sen aşırı sosyal.
Ben geveze, sen dili olmayan lal misali sessiz.
Ben Fenerli, sen Galatasaraylı.
Baksana tuttuğumuz takımlar bile aralarında geçinemeyen iki ezeli rakip.
Yani kısacası hep zıt sevgiliydik.
Ki zaten sevgili olduğumuz şüpheli değil miydi?
Ya işte böyle ilk göz ağrım ve son sevdiğim
Seninle hiç anlaşamaz hep tartışırdık.
Bütün tartışma sonlarında
Ortada ne galip gelen, nede mağlup olan vardı
Hep berabere kalırdık.
Oysa birimizin kaybetmesi gerekmez miydi?
Sen beni terk edip gideli aylar oldu, hep seni düşünürüm.
Seni düşündükçe aklıma
Tek Buluşma Noktamız gelir.
İkimizin buluşma noktası nedir biliyor musun?
Senin burcun Aslan, benim burcum Balık.
İşte tek buluşma noktamız bu.
Şimdi diyeceksin ki bunun neresi bizim ortak noktamız?
Anlatayım sana ilk göz ağrım ve son sevdiğim.
Hiç dikkat etmedin mi?
Burçlarımızın isimleri hayvan isimleri.
Biliyorum sana komik gelecek ama bu acı bir gerçek.
Sen Aslan burcu, gerçekçi ve galip gelmek isteyen,
Ben Balık burcu, duygusal, hayalci ve mağlubiyeti sevmeyen.
Yani burçlarımızın özellikleri bile anlaşamayacağımızı belirtiyor. İki zıt burçlu iki zıt sevgiliydik.
Ve son acı gerçeği anlatayım sana,
Balık suda, Aslan ise karada yaşamaya mahkûmdur.
Bunlar aynı ortamlarda yaşayamaz.
Tıpkı ikimiz gibi,
Yani şimdi olduğumuz gibi,
Ve yarınlarda da olacağımız gibi

KARİYE

Teninde doğum fırtınaları
Gölgesi durgun suda uyuyor ulu çınar
Uzak umutlar süzülüyor usundan
Prizmasından tarih geçiyor

Gün güle değiyor hüznünün gergefinde
Gamdan örülmüş bir tülün ardında elin
Süt ve gümüş sim ve ipek
Tutuşuyor özlemin penceresinde

Bin yıl ötelerden bakıyormuş gibisin
Altın demir ve kobalt pırıltısıyla
Derin lacivert bir göğe yükseliyor
Sunakları ellerinde binlerce esin

Bak bu sensin billur ışığı sesin
Bu senin giysilerin kıvrımlarıyla susan
Sanki biz kariyede bir mozaik bahçesiyiz
Buhurdan ve şamdan ve tütsü ve ayin olan

Gün gelecek

Gün gelecek,dünya basini alip gidecek
Ozaman sorumlulugu kim kabul edecek
Gün gelecek ibadetler tarihe karisacak
Hasabin atesine kac canlar alisacak
Gün gelecek hayatlar bir son bulacak
Belkide cehennem bizlerle dolacak
Gün gelecek her insan kefenini giyecek
Kac can,kac kere yardim Allah diyecek
Gün gelecek baslara bi dinci gelecek
Herkez ozaman dogru yola erecek
Gün gelecek dünya düzenini kuracak
Gecmisin hesabini Rabbim bize soracak
Gün gelecek,ibadeti huzuru bulacagim
Iste o gelecek gün,BEN SAIR OLACAGIM

ECELE SİTEM

GÖZLERİM GÜLMEYİ ÇOKTAN UNUTTU,
ŞİMDİ AĞLAMANIN TAM ZAMANIDIR.
KAYBOLDU DOSTLARIM BAŞKA YOL TUTTU
DOSTLARA SİTEMİN TAM ZAMANIDIR.

BİR SEVGİLİM VARDI O DA EL OLDU
HER ANIM GÖZÜMDE BİR DAMLA OLDU
ELLERİM ŞAŞIRDI SAÇIMI YOLDU
SEVGİYE SİTEMİN TAM ZAMANIDIR

DUYULMAYAN SESİM YELE KARIŞIR
AKAR DA GÖZYAŞIM SELE KARIŞIR
YÜREĞİM KOPAR DA DİLE KARIŞIR
FELEĞE SİTEMİN TAM ZAMANIDIR

DÜNYA ZİNDAN GİBİ BARINDIRMIYOR
KADEHLER İNSAFSIZ HİÇ AVUTMUYOR
YARADAN CANIMI NEDEN ALMIYOR?
ECELE SİTEMİN TAM ZAMANIDIR...

CANIM SEVGİLİM...

Canım sevgilim...
Bir bilsen seni nasıl özledim
Dün yine seni andım
Yaşla doldu gözlerim
Bekle belki...!
Bir günün şafağında gelirim.

Ayrılık acısı yakar içimi
Sensiz ne gündüzümü bilirim
Ne de gecemi.
Kime anlatayım ki derdimi,sensizliğimi
Bekle belki...!
Bir günün şafağında gelirim.

BENİM SEVDAM

Benim sevdam dalga ile kıyı gibidir
Hani dalga uzatır ellerini kıyıya
Dokunamadan geri dönerya
İşte bende ellerimi uzatıyorum
Ama sana dokunamadan geri dönüyorum
Benim sevdam gül ile bülbül gibidir
Bülbül yaklaşamaz güle dikeni var diye
İşte bende sana yaklaşamıyorum
Aramızda dikenler var diye

ASK NE KADAR ZOR

Bir gün anlamadığın bir anda çıkar karşına
Sen farkına bile varmadan çalıp alır yüreğini Bir yanın ağrır her onu görüºünde
Sen aºkın ne kadar zor olduğunu bilirmisin
Gözlerininde kaybolursun hayatı görürsün
Gittiğinde harabe bir inşaat paramparça bir yürek
Sanki boºlukta kaybolmuş bir nesle
Belkide baharından önce açmış bir gül gibi solarsın
Ölmeden son bir kez daha görmek istersin
Bir kez daha el ele tutuşmak
Onu gördüğün vakit yüreğinin çırpınışını hissetmek
Sen aºkın ne zor olduğunu bilirmisin
Dayanmak ne zordur böyle bir acıya
Sanki yüreğimin yarısı kayıp
Ne acı verir cekip giderken sevdiğinin arkasından bakakalmak
Sen aºkın ne fedakarlıklar ister bilirmisin
Anlamsız kavgalar yıpratır bu yüreği
Kırılan kalpler bir daha atar mı eskisi gibi
Duygular geriye döner mi
Sen aºkın ne zor olduğunu bilirmisin
Seven gurur yapmaz be gülüm
Hiçbir sevgi doldurmaz içimde ki yerini
Dönüp tekrar geriye dönsen
İçimdeki boşluğu doldursan acımı dindirsen
SEN AŞKIN NE ZOR OLDUĞUNU BİLİRMİSİN

HAYAL

Basim iki elim arasinda gözlerim donuk,
Masam izmaritten kale atesim sönük,
Bir gölge gecer sokaktan arkasi dönük,
Sen sanir kosarim geceler boyunca,
O birdeb kaybolur ayak sesimi duyunca.
Bazen hickirarak aglarim gece beni dinler,
Bir el dokunur omuzuma genc bir dilek dile der,
Hemen seni söylerim bakarim yok kimseler,
Sen sanir kosarim geceler boyunca,
O birden kaybolur ayak sesimi duyunca.
Uzaninca tahta kurulu bez yatagima,
Biri örter üstümü oturur sagima,
Ve ikimizi de tutar bir burkuk aglama,
Sen sanir kosarim geceler boyunca,
O birden kaybolur ayak sesimi duyunca.
Ne olur sabah olmasin gece bana yeter,
Her sabahla beraber bir umut biter,
Kapimin önünde bir sevda tüter,
Bilirim sen yoksun, Sen yoksun artik,
Sen tozlu bir fotograftasin kaslarin catik...