Sevgili.
Yağmurlu geçen günlerde, penceremden sokağı izlerken kendimi zor tutardım ıslanmamak, sokakta, yağmur altında durmamak için. Dışarı çıkmayı iple çekerdim. Pencereyi açtığımda toprak kokusu dolardı odama ve o koku beni benden ederdi. Şimdi dışarıdayım ama yağmurlar dindi ve güneşi kucakladım. İşte o pencerenin önünde hissediyorum şimdi yine kendimi. Pencere kapalı ve toprak kokusunu alamıyorum. Oysa ne güzeldir onun kokusu. Onunla olamasan bile onun kokusunu duyabilmenin güzelliği ve o kokunun seninle olduğunu bilme hissi ve ne kadar acı ona ulaşamamak. Ben dışarıdayım şimdi ama kaçırdım onun güzelliğini. Dinmiş yağmurlar ve geç kalmışlığın, kaybetmiş olmanın hüznü içindeyim. Biryerlerde toprak kokusu var ama o koku benden çok uzaklarda..
Okuduğum kitabın ayıracına Ya sen gel. Yada gel de! yazısını yazdım.. Bu sözü ne çok kullandım ve ne çok duydum, ama son duyuşum galiba beni en çok yaralayan oldu. Sana yalvarırım dost, bu cümleyi kimseye kullanma, acı veriyor. peki neden yazdın? mağdem acı veriyorsa yazmasaydın? diyeceksin ama acı bazen iyidir ya da ben yine kendimi kandırıyorum.
Şimdilik benden bu kadar.Hayat yazıyla anlatılamayacak ve sözcüklere dökülemeyecek kadar güzel. Yağmurların hep üzerimde ve kokun burnumda olsun..ıslat beni..ıslah et beni!
Sevgimle
30 Temmuz 2007 Pazartesi
Biz Aşkın Kalbini Kırdık
Küçücük bir uzaklığa takıldı ayaklarımız.
Yüzüstü kapaklandık yere. Kalplerimiz kanadı...
Bayırlardan geçtik, yokuşlar indik, dağ-tepe seğirttik ama biz seninle düz yolda yürüyemedik.
Alt tarafı gün batımı birkaç yalnız yürüyüştü mızmızlandığımız...
Alt tarafı, geceleri pencereden buruk bir gülümsemeydi yıldızımıza, böyle zorlandığımız...
Ve tökezledik, düşmek istedik.
Biz gizliden gizliye bu uzaklığı sevdik galiba.
Kapımızı vurmuş ta duymadık aşkı. Kim bilir ne kadar beklettik.
Belki soğuktu üşüdü, kalkıp açmadık...
Biz kapımıza gelmiş aşkın kalbini kırdık.
Yüzüstü kapaklandık yere. Kalplerimiz kanadı...
Bayırlardan geçtik, yokuşlar indik, dağ-tepe seğirttik ama biz seninle düz yolda yürüyemedik.
Alt tarafı gün batımı birkaç yalnız yürüyüştü mızmızlandığımız...
Alt tarafı, geceleri pencereden buruk bir gülümsemeydi yıldızımıza, böyle zorlandığımız...
Ve tökezledik, düşmek istedik.
Biz gizliden gizliye bu uzaklığı sevdik galiba.
Kapımızı vurmuş ta duymadık aşkı. Kim bilir ne kadar beklettik.
Belki soğuktu üşüdü, kalkıp açmadık...
Biz kapımıza gelmiş aşkın kalbini kırdık.
Yaş Otuzbeş
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yasa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne donup duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
Neylesin olum herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yasa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne donup duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
Neylesin olum herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.
Sevgiliye Sesleniş
Ah bir söyliye bilsem sana
Seni ne çok sevdiğimi
Uzanıp tutabilsem ellerini
Yüreğim yüreğine kavuşsa
Benden çok uzaklardasın sevdiğim
Sen içime çektiğim nefesim
Aldığım her solukta benimsin
Düşlerimde yalnız düşlerimdesin
Seni uzaktan sevmekte güzel
Bana uzakken sevgin bu kadar güzel
Ya benim olsan.. sevdiğim
O zaman bu yürek dayanırmı
Bu kadar büyük sevgiyi taşırmı
İçimden bir çığlık kopuyor
Kimsenin duymadığı bir çığlık
Seni seviyorum diyor seni seviyorum...
Hemde hiç kimsenin sevmediği
Sevemeyeceği kadar
Canımda can kadar
Bir gün kara toprak olana kadar
Bu yürek bu sevdayla kavrulur yanar..
Seni ne çok sevdiğimi
Uzanıp tutabilsem ellerini
Yüreğim yüreğine kavuşsa
Benden çok uzaklardasın sevdiğim
Sen içime çektiğim nefesim
Aldığım her solukta benimsin
Düşlerimde yalnız düşlerimdesin
Seni uzaktan sevmekte güzel
Bana uzakken sevgin bu kadar güzel
Ya benim olsan.. sevdiğim
O zaman bu yürek dayanırmı
Bu kadar büyük sevgiyi taşırmı
İçimden bir çığlık kopuyor
Kimsenin duymadığı bir çığlık
Seni seviyorum diyor seni seviyorum...
Hemde hiç kimsenin sevmediği
Sevemeyeceği kadar
Canımda can kadar
Bir gün kara toprak olana kadar
Bu yürek bu sevdayla kavrulur yanar..
Desem ki
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm Seni arıyorum.
Seni, Seni, Seni
Cahit Sıtkı Tarancı
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm Seni arıyorum.
Seni, Seni, Seni
Cahit Sıtkı Tarancı
Etiketler:
bırak beni ellerine,
gitme dur ne olur,
neolur söyle
Gitme Seni Özlerim
Azaltma baharları
İşletme bana aşk adına günahları
Fırtınalı bir gece gibi esme
Bu son kez, mi bakışın gözlerime
Bu son sözlerin, mi
Sen yüreğimden yol alırken
Silemem izlerini yıllarca.
Gitme seni özlerim....
İliklerime işliyerek esiyorsun.
Keskinliğin çaresizliğim oluyor.
Gitme sabahlarım güneşsiz olur.
Güneşine uzanamaz ince dallarım.
Acılar bedenimi ezer yoğurur.
Dayanmaz yüreğim korkular büyütür.
Uğruna ölecek kadar sevdiğimsin.
Gitme seni özlerim............
Ayrılık girdi, girecek kanıma.
Nasıl anlatırım yüreğimdeki yangınlara.
Ne derim düşen takvim yapraklarına.
Gitme seni şimdiden özledim.
Bittimi vadem doldumu.
Gülermisin şimdi gözümdeki yaşlara.
Gitme uğrunda verdiğim can hatrına.
Gitme seni özlerim...
İşletme bana aşk adına günahları
Fırtınalı bir gece gibi esme
Bu son kez, mi bakışın gözlerime
Bu son sözlerin, mi
Sen yüreğimden yol alırken
Silemem izlerini yıllarca.
Gitme seni özlerim....
İliklerime işliyerek esiyorsun.
Keskinliğin çaresizliğim oluyor.
Gitme sabahlarım güneşsiz olur.
Güneşine uzanamaz ince dallarım.
Acılar bedenimi ezer yoğurur.
Dayanmaz yüreğim korkular büyütür.
Uğruna ölecek kadar sevdiğimsin.
Gitme seni özlerim............
Ayrılık girdi, girecek kanıma.
Nasıl anlatırım yüreğimdeki yangınlara.
Ne derim düşen takvim yapraklarına.
Gitme seni şimdiden özledim.
Bittimi vadem doldumu.
Gülermisin şimdi gözümdeki yaşlara.
Gitme uğrunda verdiğim can hatrına.
Gitme seni özlerim...
Etiketler:
ayrılık girdi aramıza,
dek seveceğim,
kara kediler,
ölümüne,
seviyorum ben seni
Kollarında Can Vereyim
Bu senden son arzum
Son dileğim
Ne olur aşkım kollarında can vereyim
Bak bir ömür bitti bu son dileğim
Dön taşı ağlattı yaralı yüreğim
Denizde kaybolmuş bir sandal gibiyim
Seni sensin yaşadım öksüz mü öleyim
Bu senden son arzum
Son dileğim
Ne olur aşkım kollarında can vereyim
Son dileğim
Ne olur aşkım kollarında can vereyim
Bak bir ömür bitti bu son dileğim
Dön taşı ağlattı yaralı yüreğim
Denizde kaybolmuş bir sandal gibiyim
Seni sensin yaşadım öksüz mü öleyim
Bu senden son arzum
Son dileğim
Ne olur aşkım kollarında can vereyim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)